Balistik füzeler çağı: Türkiye'nin caydırıcılık mimarisi
•|EDITIONTürkçeEnglishBHSCPусскийFrançaisالعربيةKurdîکوردیShqipفارسیмакедонскиBahasa IndonesiaEspañol$RS("S:1c","P:1c")ABD/İsrail-İran SavaşıHürmüz BoğazıCANLIBeyrut’un Dahiye bölgesinden son duruma il...
•Can Kasapoğlu, balistik füzelerin yeni nesil savaşlardaki etkisini ve Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarını AA Analiz için kaleme aldı.
•ROKETSAN’ın son dönemde kamuoyuna açık şekilde sergilediği sistemler arasında, bilinen envantere ek olarak devasa boyutlara sahip bir lançerin bulunması dikkati çekti.
هذا الخبر من Anadolu Agency TR. خبر يقدم أدوات ذكاء اصطناعي للتلخيص والترجمة والاستماع.
|EDITIONTürkçeEnglishBHSCPусскийFrançaisالعربيةKurdîکوردیShqipفارسیмакедонскиBahasa IndonesiaEspañol$RS("S:1c","P:1c")ABD/İsrail-İran SavaşıHürmüz BoğazıCANLIBeyrut’un Dahiye bölgesinden son duruma ilişkin yayındayız İstanbulHudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu, balistik füzelerin yeni nesil savaşlardaki etkisini ve Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarını AA Analiz için kaleme aldı. ROKETSAN’ın son dönemde kamuoyuna açık şekilde sergilediği sistemler arasında, bilinen envantere ek olarak devasa boyutlara sahip bir lançerin bulunması dikkati çekti. Savunma sanayisine yoğun ilgi duyan Türk kamuoyunda, söz konusu füzenin uzun süredir beklenen TAYFUN BLOK-4, hatta CENK olup olmadığına ilişkin tartışmalar da beraberinde geldi. Eğer CENK değerlendirmesi doğruysa, menzilin tam olarak ne olduğu konusunda spekülatif tartışmalara girmeksizin bu füzenin Türk balistik füze modernizasyonunda bir kilometre taşı olacağını belirtmek gerekir. Zira bahse konu sistem, Türkiye’yi kısa menzilli balistik füzeler kategorisinden orta menzilli (1000-3 bin kilometre arası) balistik füze kulübüne taşıyabilir. Balistik füzeler kategorik olarak stratejik silah sistemleridir. Yalnızca harp sahasındaki unsurları değil, cephe gerisindeki yüksek değerli askeri, ekonomik ve siyasi hedefleri vurmak, böylece düşmanın harbe devam etme irade ve kabiliyetini kırmak üzere tasarlanmışlardır. Gerek Ukrayna’da gerekse Körfez ülkelerinde savunma sanayisi ve enerji altyapısına yönelik taarruzlarda bu tasarım mantığını açıkça görmek mümkündür. Yakın dönemde sona eren Suriye iç savaşı ise bu sistemlerin bir diğer boyutunu, yani kitle imha silahları için atış vasıtası olma niteliğini ortaya koymuştur. Baas rejimi, bu sistemi sivil yerleşimlere karşı kimyasal harp ajanları olarak kullanmıştır. Son dönemde özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ile Orta Doğu’da ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan gerilim, balistik füzelere ilişkin hem kitle imha silahlarının kullanılmadığı harekat tasarıları hem de silah sistemleri açısından geniş veri setleri üretmiştir. Bu veri setleri, savunma istihbaratı ve harekat planlaması açısından kritik girdiler sunmaktadır. Askeri açıdan bakıldığında, son çatışmalarda balistik füzelere dair birkaç husus öne çıkmaktadır. İlk olarak, balistik füzelerin ulaştığı seviye, özellikle kamikaze dronlarla birlikte aynı taarruz paketinde kullanıldıkları senaryolarda belirginleşmektedir. Düşük maliyetli insansız sistemlerin sağladığı satürasyon (düşman hava savunma kapasitesinin doygunluğa ulaştırılması) pencereleri, balistik füzelerin yüksek tahrip gücüyle birleştiğinde ciddi hasar üretmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin balistik füze programları, ROKETSAN’ın faaliyetleriyle sınırlı görülmemeli, Baykar gibi özel sektör aktörlerinin geliştirdiği insansız sistemlerle birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle K2 gibi kamikaze dronlar, balistik füze taarruzlarına öncülük edebilecek güçlü adaylardır. İkinci olarak, geçmişte yaygın olarak kullanılan Scud türevi sistemlerin geniş alan hedeflerine yönelik, yaklaşık 1 kilometreye varan CEP (dairesel hata olasılığı) değerleri artık referans olmaktan çıkmıştır. Modern balistik füzelerde CEP değerleri birkaç metre seviyesine kadar düşmüştür. Nitekim ROKETSAN’ın ihraç versiyonu olan Han balistik füzesinin CEP değeri, üretici tarafından 10 metrenin altında açıklanmıştır. Üçüncü olarak, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda İskender sisteminin bir varyasyonu olan aero-balistik Kinjal füzelerinin yüksek performansla kullanılması, bu konfigürasyonun hava savunma sistemleri karşısındaki üstünlüğünü yeniden ortaya koymuştur. Hava platformlarından fırlatılan bu füzeler, klasik balistik uçuş profilinin ilk aşamalarını atlayarak yörünge hesaplamasını zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda uçuş sürelerinin kısalığı nedeniyle hava savunma sistemlerine daha az reaksiyon süresi bırakmakta ve son safhada yüksek-hipersonik (Mach 10 civarı) hızlarla hedefe ulaşabilmekte ve ayrıca manevra yapabilmektedir. Türk savunma sanayisi bu alanda dikkat çekici bir adım atmış, aero-balistik füze kabiliyetlerini SİHA platformlarıyla entegre etmiştir. Baykar’ın AKINCI taarruzi insansız hava aracı ile ROKETSAN’ın İHA-230 aero-balistik füzesinin entegrasyonu, yaklaşık 150 kilometre menzile sahip, yüksek yıkıcılığa sahip bir silah sistemi ortaya çıkarmıştır. Bu yaklaşımın İHA-300 ile devam etmesi ve menzilin en az 500 kilometreye ulaşması beklenmektedir. Türkiye’nin balistik füze programı yalnızca milli kapasite inşası değil, aynı zamanda ittifak düzeyinde stratejik boşluğu dolduran kritik bir unsurdur. NATO içinde Fransa ve Türkiye dışında bu alanda anlamlı bir kabiliyete sahip Avrupa müttefiki bulunmamaktadır. Avrupa’nın hemen yanı başında yaşanan çatışmalar, derin hedeflere taarruz edebilen balistik sistemlerin stratejik değerini yeniden teyit etmiştir. Transatlantik siyasi dalgalanmaların arttığı mevcut konjonktürde, Türkiye’nin bu alandaki ilerlemesi ittifak için doğrudan bir kuvvet çarpanı anlamına gelmektedir. Öte yandan, Türkiye’nin çevresindeki çatışma dinamikleri kritik altyapıların ve sivil yerleşimlerin artan şekilde hedef alındığını göstermektedir. Bu durum yalnızca savunmaya dayalı hava ve füze kalkanlarının yeterli olmadığını, taarruzi caydırıcılığın da eş zamanlı olarak tesis edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türk balistik füze modernizasyonu yalnızca askeri kapasite artışı değil, daha dengeli ve inandırıcı bir caydırıcılık mimarisinin inşası açısından da belirleyici rol oynamaktadır. [Dr. Can Kasapoğlu, Hudson Enstitüsü Kıdemli Savunma Analistidir. Ayrıca NATO Savunma Koleji'nde kıdemli misafir akademisyen olarak görev yapmaktadır.] * Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. Haberi PaylaşAnadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.المصدر: Anadolu Agency TR | Source: Anadolu Agency TR
ملاحظة تحريرية | Editorial Note: نُشر هذا المقال في الأصل بواسطة Anadolu Agency TR. خبر (Khabr) هي منصة إعلامية أردنية مرخّصة تعمل بالذكاء الاصطناعي. نضيف قيمة تحريرية من خلال: تحليل ذكي للأخبار، ملخصات تلقائية، رواية صوتية بالذكاء الاصطناعي، ترجمة متعددة اللغات، وتدقيق الحقائق. هدفنا جعل الأخبار أكثر وضوحاً وسهولةً للقارئ العربي.
This article was originally published by Anadolu Agency TR. Khabr is a licensed Jordanian AI-powered news platform (Registration #82086). We add editorial value through: AI-powered news analysis, automated summaries, AI audio narration, multi-language translation (Arabic, English, French, Turkish), and AI fact-checking. Our mission is to make news more accessible and understandable for Arabic-speaking audiences worldwide.

