Thomas Reis: 'Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı çalıştırmak harika olurdu!'
✨ AI Summary
🔊 جاري الاستماع
Thomas Reis, Sport Bild’e verdiği röportajda Samsunspor günlerini, sürpriz ayrılığı ve geleceğine dair planlarını anlattı.Thomas Reis'in açıklamaları şu şekilde oldu:Şubat ortasında Samsunspor'un teknik direktörlüğünden beklenmedik bir şekilde kovuldunuz. Hemen ardından Süper Lig kulüplerinin sizinle ilgilendiği söyleniyor. Türkiye’de tekrar bir takım çalıştırır mısınız?Türkiye'ye geri dönmeyi asla göz ardı etmem. Köklü kulüpler, fanatik taraftarlar, dolu statlar ve her zaman hareketin olduğu ortamlar beni cezbediyor. İstanbul’un üç büyük kulübünden Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı çalıştırmak harika olurdu. Ama şu an için önceliğim Almanya’da bir iş. Hedefiniz sadece Bundesliga mı, yoksa 2. lig de mi?Evet, tabii ki koşullar uygunsa 2. Lig de cazip. 2019'da Bochum'da teknik direktör olarak başladığımda kulüp yıllardır ikinci ligdeydi ve sondan ikinci sıradaydı. Ama ne gibi imkanlar olduğunu gördük.Şubat ayında Samsunspor ile ligde yedinci sıradaydınız, Konferans Ligi ve Türkiye Kupası’nda da hâlâ mücadele ediyordunuz ki, anlaşmanın aksine sezonu tamamlayamayacağınız size bildirildi. Bu durum sizi ne kadar hayal kırıklığına uğrattı?Bir şeyin nasıl gerçekleştiği çok önemli. Samsunspor’da Antalyaspor deplasmanından (1-3 mağlubiyet) döndükten kısa süre sonra, önceden hiçbir iletişim olmadan görevden alındığım bildirildi. O tarihe kadar 2024 yazından beri birlikte çalışıyorduk ve bence çoğunlukla güzel ve başarılı bir dönem geçirmiştik. Böyle bir sonu saygılı bir davranış olarak görmüyorum ve açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. Samsun, Schalke veya Bochum - ayrılık en çok hangisinde zor oldu?Ayrılıklar hiçbir zaman kolay değil. Belki de en zoru Bochum’daki ayrılıktı; çünkü orada uzun süre futbol oynadım (199 profesyonel maç) ve farklı görevlerde çalıştım. Ayrıca bu benim ilk görevden alınmamdı. Zor bir durumdaydık, ben de hatalar yaptım ve kararın gecikmesi çok zordu. Eski kulüplerim hakkında hiçbir zaman kötü konuşmadım, ama özellikle Samsunspor dönemimde olduğu gibi yanlış bilgilerin yayılmasından hoşlanmıyorum. Gözden Kaçmasın Fenerbahçe'yi bekleyen '8' tehlike! Tedesco uyardı Haberi görüntüle Tam olarak neyi kastediyorsunuz?Medyada, benim ocak ayında hemen ayrılmak istediğimin iddia edildiğini okudum. Bu doğru değildi.Sözleşme uzatma teklifini reddettiniz ve yazın kulüpten ayrılacağınızı söyledinizEvet, çünkü mevcut imkanlarla uzun vadede Avrupa kupalarına oynayan bir takım hedefi koyamayacağımızı düşünüyordum. Kulüp yönetimi bu konuda farklı düşünüyordu ve hedefler konusunda farklı bir görüşe sahipti. Görüşmelerde gelecek sezonun işbirliği ele alındı. Ben ise mevcut sezonu tamamlamak istiyordum. Özellikle play-off'lara da kalmayı başardığımız Konferans Ligi maçları, hepimizin birlikte yaptığı harika çalışmanın meyvesiydi ve bu maçları takımımla birlikte oynamayı çok isterdim. Türkiye'de teknik direktörler, başarılı olsalar bile kısa sürede görevden alınabiliyor. Samsun’daki dönemde antrenmana giderken tedirgin olduğunuz oldu mu?Sezon sonunda ayrılacağımı açıkladığımda, bir şeylerin değiştiğini hissettim. O noktadan sonra “yaza kadar bir şey olur mu?” diye düşündüğüm anlar oldu. . Ama onun dışında Samsun’daki zamanım boyunca görevden alınma konusunda kafamı yormadım. Zaten bunu yapamazsınız, yoksa yıpranırsınız ve işinize konsantre olamazsınız. Ve bu konuda bana en çok yardımcı olan şey, Türkiye'deki insanların sevgisi oldu. Kendimi çok rahat hissetmiştim ve büyük destek görmüştüm.Bunu biraz daha ayrıntılı olarak açıklar mısınız?Bu nezaket ve yardımseverlik inanılmazdı. İster markette ister restoranda ister sokakta olsun her yerde beni açık kollarla karşıladılar. İnsanlar benimle fotoğraf çekilmek istedi, bana bir şeyler ikram etti. Hatta geçimini sağlamak için mısır satan bir adamın bana mutlaka bir tane hediye etmek istemesini hiç unutmuyorum. Ona bunu ödemek istediğimi kabul ettiremedim. Bu an beni çok duygulandırdı. Tıpkı yetimhanedeki çocuklarla vakit geçirdiğimde gözlerindeki ışıltı gibi. Sosyal bir proje mi?Bir çocuk yurduna destek veriyorum. Samsun’un yaklaşık 20 kilometre dışında bulunan bu yurtta, ebeveynleri olmadan büyümek zorunda kalan yaklaşık 70 çocuk yaşıyor. Mümkün olduğunca sık oraya gittim – bazen yanımda şekerlemelerle – ve çocuklarla oynadım, futbol oynadım ya da sadece güldüm. Bazıları da bizim ev sahibi olduğumuz maçlara geldi. Türkiye'deki insanlar bana çok şey verdi. Bu yüzden kendimi tam olarak bu işe adamak, entegre olmak ve bir şeyler geri vermek benim için çok önemliydi.Örneğin maçlardan önce Türk milli marşının bazı bölümlerini birlikte söyleyerek mi?Türkçe öğrenmeye başlamıştım ama marş için dil bilgim ne yazık ki henüz yeterli değildi (gülüyor). Yine de marş sırasında dimdik durmaya ve o anı saygıyla yaşamaya özellikle dikkat ettim; kollarımı bağlayıp dalgın durmak yerine. Zamanla marşı gerçekten heyecanla bekler hale geldim. Gözden Kaçmasın Beşiktaş-Antalyaspor maçını böyle yazdı: Kartal, kusursuza yakın! Haberi görüntüle Neden?Çünkü çok muhteşemdi! Kulüpler arasındaki rekabet ne kadar büyük olursa olsun, milli marş çalmaya başlar başlamaz stadyumdaki herkes, en küçük sahaya çıkan çocuklar bile, yüksek sesle eşlik eder; herkes ülkesi için birleşir. Her seferinde çok duygusal bir andı. Bunu özleyeceğim.Kovulduktan sonra taraftarların sevgisi sizi ne kadar etkiledi? Rakip takımın taraftarları bile ayrılışınızı üzüntüyle karşıladı. Bir Galatasaray taraftarı sosyal medyada ‘Bu, Türk futbolunun son 15 yıldaki en kötü kararı’ diye yazdıBunu ben de gördüm ve bu beni gururlandırıyor. Sadece Türkiye’den ayrılırken değil, Düsseldorf’a vardığımda da taraftarlar beni karşılayıp kutladı. O an gerçekten duygulandım. Bu, Samsun’daki ve genel olarak Türkiye’deki çalışmalarımın takdir edildiğini gösteriyor. Ayrıca çalıştığım ülkeye duyduğum saygıyı gösteren davranışlarımın da karşılık bulduğunu görmek güzel. Türkiye'de geçirdiğiniz zamandan ne gibi dersler çıkardınız?Samsunspor'da geçirdiğim zaman, her zaman fikrimi savunmam, çıkarlarım için mücadele etmem ve antrenörlük işime karışılmasına izin vermemem konusunda beni güçlendirdi. Örneğin yönetim kadrosu ilk 11’e müdahale etmek isterse, bu benim teknik direktör olarak kabul etmeyeceğim bir sınırdır. Ayrıca gelecekte kendi teknik ekibim konusunda daha ısrarcı olacağım. Yanımda bana güvenen ve gerektiğinde “Thomas, burada hata yaptın” diyebilecek insanların olması benim için çok önemli. Geçen yaz yardımcım Markus Gellhaus Almanya’ya döndüğünde, yeni yardımcı antrenör için sunduğum öneriler kabul edilmedi. Bunu bir daha kabul etmem.





