📱 حمّل تطبيق خبر الآن!
🕐 --:--
-- --
تابعونا
عاجل
⚡ عاجل: كريستيانو رونالدو يُتوّج كأفضل لاعب كرة قدم في العالم ⚡ أخبار عاجلة تتابعونها لحظة بلحظة على خبر ⚡ تابعوا آخر المستجدات والأحداث من حول العالم
⌘K
AI مباشر | -- مشاهد مباشر
1,166,748 مقال 410 مصدر نشط 228 قناة مباشرة 11,061 خبر اليوم
آخر تحديث: منذ ثانية

Oryantalizmin yeni kılıfı: Ekran tiranlığı

معرفة وثقافة
Yeni Şafak
2026/08/21 - 01:00 505 مشاهدة
تحليل ذكي | AI Editorial Analysis

Gazzeli bir baba, oryantalizmin ve dijital şiddetin erkeklik kavramını tehdit ettiğini vurguluyor.

Batı merkezli dijitalizm, kimlikleri dijital saldırılarla yok ediyor.

Siyonist şiddet, toprakları işgal ederek erkeklik kavramını hedef alıyor.

AnasayfaDüşünce GünlüğüOryantalizmin yeni kılıfı: Ekran tiranlığıOryantalizmin yeni kılıfı: Ekran tiranlığı04:00, 21/08/2026, CumaYeni ŞafakYeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.“Bu gözyaşları bir erkekten geliyor” diyen Gazzeli babanın sesi, çağın trajik hakikatini yüzümüze vuruyor. Bugün oryantalist akıl, Batı merkezli dijitalizm ve Siyonist şiddet, erkeklik kavramını iki ayrı cephede birden imha ediyor: Birinin topraklarını işgal ederek, diğerini dijital saldırılarla kimliksizleştirerek.Hatice Ebrar Akbulut/YazarNeden bu hâle geldik, bu noktaya? Kanımız bu kadar ucuz mu? Yoksa sözlerimizin bir anlamı yok mu? Bu gözyaşları bir erkekten geliyor. Ağlayan bir erkekten. Biz çocuklarımız için ağlıyoruz. Kadınlarımız için. Hayatımızdaki herkes için. Onlar insanlıktan bahsediyor ama bu bize gelince geçerli değil. Biz Gazze’de davamızı istemiyoruz. Çünkü insanlıktan başka bir dava yok. Bize insanî anlamda sunulan hiçbir şey yok. Bize sunulan her şey suç ve onur kırıcı şeyler. Artık devam edecek gücümüz kalmadı. Allah’a yemin ederim ayakta bile duramıyorum. Satırdan okunduğunda dahi insanın kalbine hançer gibi saplanan bu sözleri bir de ağlayan Gazzeli bir adamın dilinden duyunca ne hissederiz? Aramızda kilometreler olması fark eder mi? Aramızdaki mesafeyi belirleyen şey kilometreler mi? Ekrandan yürütülen ve dayatılan, o kilometrelerden daha onulmaz olan bir mesafe daha korkunç değil mi? Sahi, bu mesafe insanlıkla aramıza çekilen devasa duyarsızlık duvarı değil mi? Ya da acıyı bir gösteriye bizi de sadece birer seyirciye indirgeyen kahredici bir yabancılaşma değil mi? Dijital ve teknik imkânlarla Küresel Egemen Güçler, mesafeleri de konsolide eder. Bunu yaparken mesafeyi kendi çıkarlarına göre ayarlar. Uzakları yakın, yakınları da yabancı kılacak şekilde mesafelerin ayarlarıyla oynar. Ekranlar aracılığıyla coğrafî mesafeleri muğlaklaştırır. Yani mesafeyi ortadan kaldırmaksızın, onu aşılmaz bir uçuruma dönüştürerek ekran, medya ve algoritma filtreleriyle yeniden üretir. Böylece mesafeler, tahakkümün kalıcı bir enstrümanı hâline gelir. Gazze ile insanlık arasındaki mesafe birkaç saatlik bir uçuş mesafesiyken ekran vesayetinin aramıza ördüğü duvar yüzünden coğrafi yakınlığımız aynı kalsa da ondan medeniyet, kültür ve vicdan olarak fersah fersah uzaklaşıyoruz. Oryantalist aklın, bilincimize sinsice zerk ettiği yabancılaşmayı günden güne kanıksıyoruz. DİJİTAL ORYANTALİZM Ekran tiranlığı, oryantalizmin büründüğü yeni kılıftır. Bu yeni kılıfla kitleler, algoritmik oyunlar ve filtre balonlarıyla manipüle edilir. Simülatif bir dünyanın dayattığı sahte gündemlere yönlendirilir. Eski oryantalizm, Doğu’yu fiziken işgal edip onun güzelliklerini ve otantikliğini sömürerek kendine mâl ediyordu. Fiziken işgal ettiği gibi Doğu’nun manevî ve kültürel mirasına da el koyuyor, Doğu medeniyetinin sahip olduğu bütün değerleri kendisininmiş gibi sunuyordu. Doğu’yu aşağılık, acınası, vahşi ve barbar olarak kodluyordu. Dijital çağın oryantalizmi ve sömürgecilik biçimi ise algoritmalarla yürütülür. Tanklarla giremedikleri coğrafyalara algoritmik bombalarla girerler. Dijital oryantalizm, eski oryantalizmin daha rafine, sofistike, tehlikeli hâlidir. Eski sömürgecilik anlayışı olan “böl, parçala, yönet”, yeni nesil sömürgecilikte “böl, parçala, yut” şeklindedir. Neokolonyalizm denilen bu yeni sömürgecilik biçiminde “Sömürdüğüm yeri ben yöneteyim, orada düzeni ben kurayım” yerine “Oradaki bütün düzeni ve devlet yapısını bozayım, oranın bütün kaynaklarını ve geleceğini mülksüzleştireyim” anlayışı hakimdir. Dijital oryantalizmin hedef alma stratejisini şöyle de formüle edebiliriz: Algoritmik tahakküm araçlarıyla bir medeniyetin ve milletin bütün unsurlarını aslına geri dönmesine izin vermeyecek şekilde parçalara ayırır. Kadınlık, erkeklik, çocukluk, ev, aile, dil, kültür, eğitim, siyaset, sağlık, maneviyat derken insanı insan yapan bütün değerler ve kimlikler, dijital oryantalizm tarafından parçalanarak telafisi imkânsız bir şekilde bozuma uğratılır. ZEHİRLİ RETORİKDijital Kolonyal Oryantalizm, masumane söylemler ardına gizlenerek sömürgeciliğin entelektüel, epistemik, lojistik altyapısını inşa eden ideolojik bir aygıt işlevi görür. Doğu’yu sadece incelemekle kalmaz, sömürgeci tahakküme uygun şekilde onu yeniden söylemsel olarak inşa eder, yeniden tanımlar ve kendi tanımlarına göre bir Doğu anlatısı oluşturur. Bu anlatıya göre Doğu erkeği atalet içinde, tembel ve miskindir. Kahvehane insanıdır. Düşünmeden hareket eder. Kaderci bir anlayışla yaşadığı için üretmez, harekete geçmez. İrrasyoneldir, aşırı duygusal ve hamasîdir. Barbar, hijyenden uzak, dürtüsel, hayvansı, şiddet dolu bir tip olarak resmedilir. Peki hakikatte öyle midir? Sömürgeciler, bugün sayısız coğrafyaya işgal, kan ve sömürüden başka bir şey götürmediği hâlde bu çarpık anlatı neden hâlâ varlığını korumaktadır? Kadınları, çocukları için ağlayan, enkazın içinde ailesinden bir parça bulabilmek için elleriyle toprağı kazıyan, emperyalistlere boyun eğmeyen, ruhunu işgal ettirmeyen adamlar, Batının yıllardır sömürdüğü halklar üzerinden kurduğu bu oryantalist aklı parçalayıp atmıyor mu bir kenara? Öyleyse neden hiçbir şey değişmiyor? Neden zihinlerde bir uyanma başlamıyor? Bize dayatılan bu oryantalist zehri neden söküp atamıyoruz? İHRAÇ VE DİKTE EDİLEN ERKEKLİK Oryantalist Batı’nın kurguladığı o güvenilmez, kaba ve tehditkar Doğu erkeği imgesi yeni bir şey değildir. Mary Shelley’nin bundan iki asır önce (1818) yayımlanan Frankenstein romanındaki Türk bir tüccar karakteri, bu kurgunun edebiyat tarihindeki en bariz prototiplerinden biridir. Dün edebî kurgulara ya da sinematik fragmanlara saklanan oryantalist söylemler, bugün dijital ağlara tahvil edilmiştir. Ekranlar, devasa bir ideoloji mekanizması işlevi görerek belirli inanç topluluklarını temsil eden erkeklik, aile, haysiyet, maneviyat ve kültürel bağışıklık mekanizmalarını kötü imaj ve temsillerle kasten itibarsızlaştırmaktadır. Şu hususu belirtmekte de fayda var; bu metin boyunca maksat, Doğulu erkeği idealize etme tuzağına düşmeden oryantalist medyanın ürettiği indirgemeci, çarpık ve haksız prototipi deşifre etmektir. Dijital oryantalizm, dünyaya bir erkeklik imajı/portresi ihraç eder. Bu imajda Batılı erkek çağdaş, rasyonel, kurtarıcı, disiplinli, parmakla gösterilesidir. Doğulu erkekse egzotikleştirilmiş, yabanî, iflah olmaz bir gericidir. Böylece dijital ekranlar “nasıl bir adam” olunması gerektiğini de dikte eder. Dünya, oryantalist Batı’nın icat ettiği ideal erkek imajını tüketirken Doğulu zihin de kendi özgün varoluşuna, kültürüne, bedenine, kavvam kavramına bu dijital filtrelerin arkasından bakar. Doğulu bir erkek kravat takarak, seküler bir hayatı benimseyerek, yoga ve fitness salonlarını doldurarak kimliğinden âzâde olamaz. Ne yaparsa yapsın Doğulu olmanın bedeli ona ödetilecektir. Soykırımın sürdüğü yerlerde, celladına muhbirlik yapan adamları bile yaşatmayan oryantalist akıl, dijital platformlar aracılığıyla kendi kuracağı dünya düzenine davet ederken esasında sadece illüzyon satmaktadır. Bu illüzyona inananlar en sonunda zihnen ve mânen mülksüzleştirilmiş bir vaziyetle baş başa kalır. ER MEYDANINA ÇIKACAK YÜREKLERİ YOKSiyonist-Oryantalist-Hegemonik Batı aklı, kendisi dışındaki herkesi özellikle de Müslümanları “insan altı varlık” (subhuman) olarak görür. Kendilerini medeniyetin zirvesi, Doğu’yu ise yok edilmesi gereken bir ur olarak kodladıkları için Müslümanların acısı, mücadelesi, ölümü, şehitlik makamına ermeleri onlar için bir mizah malzemesidir. Bu, tarihteki tüm zalimlerin; Firavunların; Haçlıların, Nazilerin ortak genetik hastalığıdır. Sivillere bombalar yağdıran, ceninlerdeki bebeklere kadar yapay zekâ ve insansız hava araçlarıyla masumları yok eden emperyalist güçlerin dijitalize olmuş orduları ellerindeki teçhizat alınıp er meydanına çıkarılsa, sahadaki yalın gerçeklikle baş başa bırakılsa silik, pısırık, iradesiz gölgelere dönüşürler. Atari oyunu oynar gibi insanların üzerine bir düğmeye basarak katliam yapmayı üstünlük, kahramanlık ve adamlık sanan bu sadist Batılı erkeklik, kendi elinden teçhizatı ve korunaklı alanı alındığında yok hükmündedir. Doğulu erkeği âciz bırakarak kendi erkekliklerini tatmin eden bu sömürgeciler sığınakların, düğmelerin ve algoritmaların arkasında şiddet ve terör üretirken esasında kendi gölgesinden de korkacak kadar pısırıktır. Bir insanın gözlerinin içine bakarak cenk edemeyecek kadar koftur, yüreksizdir. Egemen Küresel Güçler, dijital oryantalizmi kullanarak topraklarını gasbettikleri adamları dünyanın gözü önünde işkence ve çıplaklıkla küçük düşürdü. Elbette buradaki amaç salt cinsiyete saldırmak değildi. Küresel güçler dijital mecralar aracılığıyla Doğulu erkeğin şahsında tecelli eden kimliği, inancı, aileyi ve mahremiyeti küçük düşürmeyi hedefledi. Onları “çıplak tutuklu” imajıyla dünyaya servis ederek toplumun direniş omurgasını kırmayı, adamlık şuurunu felç etmeyi, maşeri vicdanı yaralamayı istedi. Kurban seçilenlerin insansızlaştırıldığı (dehumanization) ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bu küresel düzen, kendi hâlinde erdemiyle ve insanca yaşamaya çalışan erkeği doğrudan hedef almaktadır. ZİHİNSEL SÖMÜRGENİN GÖNÜLLÜ KURBANLARIABD; Irak Ebu Gureyb Hapishanesi’nde, Baas rejimi Suriye Sednaya’da, İsrail Sde Teiman ve Ketziot gibi çeşitli işkence hapishanelerinde Müslüman erkeklerin çıplak, aşağılanmış görüntülerini propaganda aygıtlarıyla dünyaya servis etti. Her işkence fotoğrafı, bilinçleri de işgal etmek maksadıyla bir ideoloji mekanizması olarak kullanıldı. İnsan mezbahası olarak bilinen Sednaya, yapısı itibarıyla diğerlerinden farklılık arz eder. Çünkü diğerlerinde dışarıdan gelen bir işgalci güç varken Suriye’de içeriden bir rejim, kendi halkına zulmediyordu. Oryantalist ve sömürgeci aklın uzantısı olan diktatör Baas rejimi, kendi kirli mülkiyetini, iktidar rantını ve zulüm dolu saltanatını korumak için halkının adamlarını, babalarını, ağabeylerini, kardeşlerini imha etti. Hazin olan şu ki kendi kalbinin emeğiyle kendi topraklarında yaşayan bu adamları türlü işkencelerle katledenleri, mesela Katil Esed’i yaşam tarzı ve seküler eşi sebebiyle diktatör olarak anmayıp gelişmiş bir Suriye’nin geleceği olarak görenler, şık bir gardıropla veya teknolojik teçhizatla modern olacaklarını sanan, Batı’nın kurduğu medeniyet illüzyonuna kapılan zihinsel sömürgenin gönüllü kurbanlarıdır. Neticede karşı karşıya olduğumuz tablo, basit bir toplumsal yozlaşma değil, insanı ayakta tutan adamlığın ve erdemli erkekliğin, küresel sistem eliyle planlı bir şekilde bitirilmesidir. “Bu gözyaşları bir erkekten geliyor” diyen Gazzeli babanın sesi, çağın trajik hakikatini yüzümüze vuruyor. Bugün oryantalist akıl, Batı merkezli dijitalizm ve Siyonist şiddet, erkeklik kavramını iki ayrı cephede birden imha ediyor: Birinin topraklarını işgal ederek, diğerini dijital saldırılarla kimliksizleştirerek. Başlıklar :GazzeFilistinOryantalizm
المصدر: Yeni Şafak | Source: Yeni Şafak
💡 لماذا يهمك هذا | Why This Matters

Gazzeli bir baba, oryantalizmin ve dijital şiddetin erkeklik kavramını tehdit ettiğini vurguluyor.

Batı merkezli dijitalizm, kimlikleri dijital saldırılarla yok ediyor.

ملاحظة تحريرية | Editorial Note: نُشر هذا المقال في الأصل بواسطة Yeni Şafak. خبر (Khabr) هي منصة إعلامية أردنية مرخّصة تعمل بالذكاء الاصطناعي. نضيف قيمة تحريرية من خلال: تحليل ذكي للأخبار، ملخصات تلقائية، رواية صوتية بالذكاء الاصطناعي، ترجمة متعددة اللغات، وتدقيق الحقائق. هدفنا جعل الأخبار أكثر وضوحاً وسهولةً للقارئ العربي.

This article was originally published by Yeni Şafak. Khabr is a licensed Jordanian AI-powered news platform (Registration #82086). We add editorial value through: AI-powered news analysis, automated summaries, AI audio narration, multi-language translation (Arabic, English, French, Turkish), and AI fact-checking. Our mission is to make news more accessible and understandable for Arabic-speaking audiences worldwide.

مشاركة:

المزيد عن معرفة وثقافة | More on Knowledge

هذا الخبر ضمن تغطية خبر لقسم معرفة وثقافة. نقدّم لك تحليلات ذكية وملخصات يومية لأهم الأخبار من مصادر موثوقة متعددة. المصدر: Yeni Şafak. يوجد 6 مقالات مرتبطة بهذا الموضوع.

This article is part of Khabr's coverage of Knowledge. We provide AI-powered analysis, summaries, and multi-source aggregation to keep you informed. Source: Yeni Şafak. Tags: orientalism, media, screen tyranny.

مقالات ذات صلة

خبر — منصة إخبارية ذكية | Khabr — AI-Powered News Platform

خبر هو أول مجمّع أخبار عربي يعمل بالذكاء الاصطناعي. نقدم تحليلات ذكية وملخصات تلقائية ورواية صوتية لكل خبر من أكثر من 700 مصدر موثوق. نضيف قيمة تحريرية فريدة من خلال أدوات الذكاء الاصطناعي التي تساعدك على فهم الأخبار بعمق أكبر.

Khabr is the first AI-powered Arabic news aggregator. We provide AI-generated editorial analysis, automated summaries, audio narration, and fact-checking for every article from 700+ trusted sources. Our platform adds unique editorial value through AI tools that help you understand the news more deeply.

AI
يا هلا! اسألني أي شي 🎤
🔍
FREE Free 1GB Internet + Free International Calls

$1 trial — eSIM in 190+ countries — No roaming charges

Download Free