... | 🕐 --:--
-- -- --
عاجل
⚡ عاجل: كريستيانو رونالدو يُتوّج كأفضل لاعب كرة قدم في العالم ⚡ أخبار عاجلة تتابعونها لحظة بلحظة على خبر ⚡ تابعوا آخر المستجدات والأحداث من حول العالم
⌘K
AI مباشر
228305 مقال 299 مصدر نشط 38 قناة مباشرة 7864 خبر اليوم
آخر تحديث: منذ 4 ثواني

Okul katliamından sonra senaryolar değişti: Dizilerde silahlara veda

العالم
Yeni Şafak
2026/04/21 - 01:28 502 مشاهدة

Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş ve Şanlıurfa illerinde okullara yönelik gerçekleştirilen ve can kayıplarıyla sonuçlanan saldırıların derin üzüntüsü devam ediyor. Olayların ardından dün yeniden okullarına dönen çocuklar tedirgin, yetişkinler ise suça sebep olan unsurları sorgulamaya devam ediyor. Bu sorgulamaların en başında yoğun şiddet ve silah içerikli diziler geliyor. Geçtiğimiz hafta yayına ara veren bu diziler, şiddet sahnelerini revize ederek setlere döndüler. Yeraltı, Eşref Rüya, A.B.İ, ve Uzak Şehir gibi dizilerden gelen bilgiye göre, yeni bölümler toplumun hassasiyeti gözetilerek çekiliyor.


REKLAM MESELESİ İÇERİĞİ BELİRLER

Her ne kadar şiddet içerikli diziler şiddetin tek tetikleyicisi olmasa bile, sebeplerden biri olduğu ve çocukların karakteri modelleme yoluna gittiği bilinen bir gerçek. Geçtiğimiz günlerde şiddet içerikli dizilerin senaristleri, daha kontrollü ve hassas davranacaklarını açıklamıştı. Hatta Yeraltı dizisi, 12. bölümün ilk tanıtımını revize ederek, Don Çiçi karakterinin çatışma sahnesini çıkardı. Öte yandan sosyal medyadaki tepkilerin artması üzerine Yapı Kredi ve Koç grubu gibi kurumlar, içinde şiddet öğesi olan dizi ve yapımlara reklam vermeyeceğini açıkladı. Bu da dizilerdeki şiddetin azaltılması yönünde olumlu bir adım olarak görülüyor. Zira kanal sayısının artması ve reklam pastasının tüm kanallara yetmemesi sebebiyle, reyting meselesi dizilerin içeriğini de belirliyor. Dizilerdeki şiddetin sebeplerini ve alternatiflerini yapımcı, senarist ve çocuk medyası uzmanıyla konuştuk.


BİR SÜRE SONRA AYNI NOKTAYA GELEBİLİRİZ

Türk dizilerinin birçok şeyi normalleştirdiğini söyleyen Yapımcı Cemil Yavuz, dizilerde yer alan şiddeti şöyle değerlendirdi: “Aile içi ilişkilerdeki vefasızlık, entrika, bazı değerli bildiğimiz şeyleri değersizleştirmek, silah kullanmak ve kendi adaletini sağlamak gibi birçok mesele Türk dizileri sayesinde normalleşmeye başladı. 135 dakikalık bir dizi yapmak senaristleri zorladığı için toplumun beklediğini vererek işin kolayına kaçıyorlar. Kendi adaletini sağlama ve silah kullanma dizilerde tutan konulardan bir tanesi. Bunlar olmadan da dizi yapabilir ama bu uzun dakikalarda çok daha yetkin senaristlere ihtiyacımız var. Dünyada da bunun örneği zor bulunur. Reyting alabilmek ve süre doldurabilmek için her şeyi normalleştirmeye başlarsanız günün sonunda kontrolünüzden çıkar. Bundan sonra senaristler tabii ki daha duyarlı davranmaya çalışacaklardır ama malum ekonomik baskılardan, kanalların tutumundan, yapımcıların kolaycılığından dolayı bir süre sonra aynı noktaya gelebiliriz. Öte yandan bu meseleyi televizyon yayıncılığı çerçevesinde dizilere yüklemek de yanlış olur. Dünyada gündüz kuşağının Prime Time'dan daha sert olduğu ülke Türkiye. Daha büyük yıkıcılık ve kontrolsüzlük ise internette var.”


Hilal Çelenk

USTALIK YOKSA ŞİDDET DEVREYE GİRİYOR

Toplumsal çöküntü, dejenerasyon ve yaşanılan tüm şiddet olaylarını sadece dizilere bağlamanın doğru olmadığını, ama sebeplerden biri olduğunu vurgulayan senarist ve yönetmen Hilal Çelenk, şöyle konuştu: “Dizilerde silahın bir problem çözme aracı olarak sunulması ve ‘kendi adaletini sağlayan kahraman’ tiplemesi, özellikle gelişim çağındaki bireyler için riskli mesajlar içerir. Kişiler, özellikle hayranlık duydukları karakterlerin davranışlarını kopyalama eğilimindedir. Birçok senarist, toplumu aynaladıkladığını veya kurgusal bir dünya yarattıklarını savunur. Ancak bu, özellikle Türkiye gibi televizyon izleme oranlarının çok yüksek olduğu toplumlarda sorumluluktan kaçmak gibi görünüyor. 90’lı yıllarda dizi içeriklerini senaristler belirlerdi, 90’lı yılların sonundan 2005-2006 yılına kadar dizi içeriklerini yapımcılar ve sonrasında da yayıncılar belirledi. Dizilerin yayın mecrası çeşitlendi ve genişledi. Şiddet içermeyen, silah kullanılmayan ama sürükleyici olan bir dizi yazmak aslında çok daha büyük ustalık gerektirir. Şiddetin olduğu yerde ise diyalogların derin olmasına gerek kalmaz; aksiyon ve gerilim, senaryodaki boşlukları örter. Yani şiddet, bir bakıma yaratıcılık eksikliğinin maskesi haline gelmiş durumda ve hatta ‘güç aksesuarı’ olarak pazarlanıyor diyebilirim.”


Nuriye Bilici

DİZİLERİN ARA VERMESİ ŞİDDET DEĞİL REKLAM

Televizyon dizilerinde şiddetin gösterilmesinin değil, şiddetin cezasız kalması ve şiddet kullananın kahramanlaştırılmasının sorun olduğunu aktaran senarist Nuriye Bilici, şu yorumu yaptı: “Bütün hikâye anlatıcıları iyiliği göstermenin yolunun karşısına kötülük koymaktan geçtiğini bilir. Ve şunu da bilir ki, kötü ne kadar kötü olursa hikâyeye gösterilen ilgi o kadar artar. Bugün bu kötülüğün nasıl anlatılacağı sadece hikayecinin inisiyatifinde değil. Yapımcı ve yayıncılar da neyin nasıl anlatılacağı konusunda karar verici durumda. O yüzden tüm sektör bileşenlerinin bir araya gelip konuyu tartışması şart. Şu anda televizyon kanallarının da bu konuyu değerlendirdiğinden eminim. Şüphesiz daha dikkatli adımlar atma kararı vereceklerdir. Ancak dizilerin şiddet içerdiği için yayına ara verdiğini de düşünmüyorum. Dizi maliyetlerinin çok yükselmiş olması, buna karşın reklam gelirlerinin bu maliyeti karşılamamasına karşı alınmış bir önlem olduğunu düşünüyorum.”


Bora Durmuşoğlu

NEYİ GÖRÜYORSA ONU NORMAL KABUL EDİYOR

Dizilerde kullanılan dilin, çocuklar ve gençler için çok güçlü bir referans alanı oluşturduğunu belirten Çocuk Medyası Uzmanı İletişimci Bora Durmuşoğlu ise dizilerin etkilerini şöyle açıkladı: “Özellikle Prime Time’da yayınlanan yapımlarda silahın bu kadar rahat kullanılması, insanların kendi adaletini kendi sağlıyormuş gibi gösterilmesi, ister istemez izleyicide bir karşılık buluyor. Bu etki çoğu zaman birebir taklit şeklinde ortaya çıkmıyor. Bilinç altına, bir ‘sorun çözme biçimi’ olarak yerleşiyor. Çocuk ya da ergen bir gerilimle karşılaştığında, zihninde hazır olan bu şablonlardan birine yönelebiliyor. Çünkü en çok neyi görüyorsa, onu normal kabul ediyor. Senaristler ve yapımcılar bunun farkında aslında. Fakat çoğu zaman hikâyenin temposu, çatışma, gerilim ihtiyacı ve izlenme kaygısı bu hassasiyetin önüne geçiyor. Oysa özellikle çocukların da erişebildiği saatlerde yayımlanan içeriklerde çok daha dikkatli bir dil tercih edilmesi gerekiyor.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sosyal medya kanalizasyona döndü

Dört bakanlık iş birliği yapacak: Çocuklar için dijital kalkan

Dizi ve filmler gerçekten tehlikeli mi?

مشاركة:

مقالات ذات صلة

AI
يا هلا! اسألني أي شي 🎤