Murat Ülker kriz yönetimine vurgu yaptı: Nakit akışı şirketin nefesi
Murat Ülker, katıldığı CEO Council buluşmasında yaptığı değerlendirmelerde, 2026’nın ilk çeyreğinin dünyada belirsizliğin artık istisna değil “yeni normal” haline geldiğini bir kez daha gösterdiğini ifade etti. Geçmişte risklerin tek tek ele alındığını ancak bugün dünyanın aynı anda birden fazla riskle karşı karşıya olduğunu belirten Ülker, bu durumun yönetimi zorlaştırdığını ancak iyi şirketleri de ayrıştırdığını dile getirdi.
Jeopolitik risklerin ekonominin merkezine yerleştiğini vurgulayan Ülker, enerji fiyatlarından enflasyona, tedarik zinciri dinamiklerinden büyüme süreçlerine kadar birçok alanın bu gelişmelerden etkilendiğini söyledi. Bu dönemde şirketlerin yalnızca verimliliği değil, dayanıklılığı da yönetmek zorunda olduğunu ifade etti.
"Faiz, enflasyon ve büyüme arasında sıkışmış bir küresel tablo bulunuyor"
Tedarik zincirlerinin artık sadece maliyet ve verimlilik için değil, güvenlik için yeniden kurgulandığını belirten Ülker, bunun maliyetleri artırabileceğini ancak riskleri azalttığını kaydetti. Faiz, enflasyon ve büyüme arasında sıkışmış bir küresel tablo bulunduğunu dile getiren Ülker, bu ortamda hesaplanabilir risk almanın zorlaştığını, daha fazla deneyim ve içgüdüye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu süreçte sadece hızlı değil, aynı zamanda esnek olunması gerektiğini ifade etti.
Bu dönemin aynı zamanda her şeyin yeniden gözden geçirildiği bir süreç olduğunu belirten Ülker, doğru konumlanan ve gerektiğinde yön değiştirebilen şirketlerin güçlenerek çıkacağını vurguladı.
Nakit akışına dikkati çekti
Kriz dönemlerinde panik yapılmaması gerektiğini belirten Ülker, mevcut yönetim modelini tamamen değiştirmek yerine daha disiplinli şekilde uygulamayı tercih ettiklerini, refleksleri hızlandırıp kontrol mekanizmalarını güçlendirdiklerini ve “B” ile “C” planlarını devreye aldıklarını ifade etti.
Bu süreçte önceliğin nakit akışı olduğunu vurgulayan Ülker, belirsizlik ortamında hareket imkânı sağlayan en önemli unsurun nakit olduğunu söyledi. Likiditenin korunması, gereksiz harcamaların kısılması ve bilanço sağlığının önceliklendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Tedarik zincirlerinde alternatifli yapıların önemine dikkat çekerek, tek bir ülke, rota veya tedarikçiye bağımlılığın azaltılması gerektiğini kaydetti.
Karar alma süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirten Ülker, kriz dönemlerinde uzun analizler yerine hızlı ve doğru kararların öne çıktığını ifade etti. Yatırımların tamamen durdurulmasının doğru olmadığını vurgulayan Ülker, büyük ve uzun vadeli projeler yerine verimliliği artıran ve hızlı geri dönüş sağlayan yatırımlara öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Teknoloji yatırımlarının bu dönemde daha kritik hale geldiğini belirtti.
"Global yapı doğru yönetildiğinde bir 'sigorta'"
Global ölçekte faaliyet göstermenin hem avantaj hem dezavantaj içerdiğini ifade eden Ülker, risklerin farklı coğrafyalarda aynı anda ortaya çıkabildiğini ancak çeşitliliğin şirketlere dayanıklılık sağladığını söyledi. Bir pazarda daralma yaşanırken başka bir pazarda büyüme olabileceğini belirten Ülker, farklı coğrafyalarda üretim ve tedarik imkânının operasyonel esneklik sağladığını dile getirdi. Global yapıyı doğru yönetildiğinde bir “sigorta” olarak gördüğünü ifade etti.
Kriz dönemlerinde kâr ile nakit akışı arasındaki önceliğe de değinen Ülker, şirketi ayakta tutan unsurun kâr değil nakit akışı olduğunu vurguladı. Nakitin şirketin “nefesi” olduğunu belirten Ülker, nakit varsa karar alma, yatırım yapma ve borç yönetimi imkânının bulunduğunu, nakit yoksa seçeneklerin ortadan kalktığını ifade etti.
Şirketlerin krizlere tam anlamıyla hazır olamayacağını ancak bazı şirketlerin bu süreçleri daha az hasarla atlatabildiğini belirten Ülker, bunun güçlü nakit akışı ve finansal disiplin, çevik ve sade organizasyon yapısı ile nitelikli insan kaynağı sayesinde mümkün olduğunu dile getirdi.
"'Mutlu et mutlu ol' yaklaşımı her şartta temel prensip"
Kendi liderlik odağının üç başlıkta toplandığını belirten Ülker, ilk olarak çalışanların sağlığı ve kurumun selametini önceliklendirdiğini, ikinci olarak işlerin kesintisiz devamı için tedarik zincirine yoğunlaştığını, üçüncü olarak ise olası senaryolar üzerinden müşteri ve tüketici memnuniyetini sürdürecek alternatif planlar geliştirdiklerini ifade etti. “Mutlu et mutlu ol” yaklaşımının her şartta temel prensip olduğunu vurguladı.
Yapay zekanın gündemlerinde önemli yer tuttuğunu belirten Ülker, bu alanda sürekli öğrenmenin gerektiğini, “ben biliyorum” yaklaşımının en büyük risk olduğunu söyledi. Kurum içinde hem yetkinlik geliştirmeye hem de somut iş çıktıları üretmeye odaklandıklarını ifade eden Ülker, çalışanların günlük verimliliğinde artış sağlandığını dile getirdi.
Kurumsal yapılar için yapay zeka adımları
Veri analitiği, prompt yazımı ve veri görselleştirme gibi alanlarda çalışanlara uygulamaya dönük beceriler kazandırıldığını belirten Ülker, proje üretimine yönelik programlarla tasarruf potansiyeli oluşturan fikirlerin ortaya çıktığını söyledi. Yapay zekanın kurumsal yapıda daha etkin kullanımı için çalışmalar yürütüldüğünü ve bu alanda somut adımlar atıldığını ifade etti.
Ayrıca etkinlikte yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta mevcut savaşın dünyaya yayılmayacağını düşündüğünü belirten Ülker, bu savaşın “saçma ve sebepsiz” olduğunu ifade ettiğini ve sonrasında ateşkes ilan edilmesiyle bu değerlendirmesinin doğrulandığını söyledi.
Murat Ülker’den perakende sektörüne dönüşüm uyarısı: Dört bileşenle başarıya ulaşın
Bilgi kirliliğine dikkat çeken Murat Ülker'den beslenme uyarısı: Az ye hep ye




