... | 🕐 --:--
-- -- --
عاجل
⚡ عاجل: كريستيانو رونالدو يُتوّج كأفضل لاعب كرة قدم في العالم ⚡ أخبار عاجلة تتابعونها لحظة بلحظة على خبر ⚡ تابعوا آخر المستجدات والأحداث من حول العالم
⌘K
AI مباشر
220917 مقال 299 مصدر نشط 38 قناة مباشرة 7592 خبر اليوم
آخر تحديث: منذ ثانية

Münih’te yok, Antalya’da sadece o var: Güven

العالم
Yeni Şafak
2026/04/20 - 04:00 501 مشاهدة

İSMAİL HALİS


Yeni normal zamanlarda, askeri, siyasi, ekonomik ve kültürel tüm süreçlerin, savaşların kapasitesini kendisi için dönüştüren tek bir şey olduğu kanaatindeyim. Anlatı inşası olarak kavramsallaştırabileceğimiz “tekillik”, diplomasiden teknolojiye, 7 Ekim’den, Hürmüz’e kadar, bölgesel ve küresel tüm istisnai ilklerin de belirleyeni olmaya devam ediyor. Herkesin, sahip olduğu hatta olmadığı tüm kapasitesini sadece bir anlatı üretmek, anlatı inşa etmek, anlatısını küreselleştirmek için var olduğu bu yeni normalde, Türkiye, Antalya Diplomasi Forumu ile, kendi anlatısı için, Cumhurbaşkanımızın, kavramsallaştırdığı, kurumsallaştırdığı ve küreselleştirdiği “Daha adil bir dünya, yeni bir düzen, yeni bir sahne” için 150’nin üzerindeki ülkeden, her düzeyde katılımcıyı, 17 Nisan - 20 Nisan tarihleri arasında 5. kez misafir etti. “Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor” cümleleri ile ev sahibi olarak misafirlerinin şahsında tüm dünyaya seslenen Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği Türkiye anlatısını, istisnai, kuşatıcı, yol açıcı, özgüvenli ve enerjik kılan da bu kurucu perspektif. “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana teması ile buluşan yüzlerce ismin yaptıkları panel sunumlarından, verdikleri röportaj ve demeçlerden anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şekliyle, “Herkes, gerçeğin, çok net farkında. Geleceğin, hangi ilkeler bağlamında şekilleneceği”, tüm yol haritalarının belirleyeni olacak. İşte o harita, Antalya’da şu çerçeveyi de göstermiş oldu. Devlet başkanı düzeyindeki katılımcıların yaklaşık yarısı, Afrika ve Avrupa’dan, dışişleri bakanı düzeyindeki katılımcıların yüzde 40’ı Afrika’dan, yüzde 35’i ise Avrupa ve yüzde 22’si Asya’dan oluşuyor. Aslında, bu harita ve anlatı tasarım mimârîsi, yeni normal dünyanın da yükselen yarısını oluşturuyor.


YENİ BİR BÖLGESEL ŞAFAK UYANIYOR

Türkiye anlatısını inşa eden unsurlar, Rusya - Ukrayna cephesi ile masası arasındaki mesafede de, Esed rejimi sonrasında yeni baştan inşa edilen yeni bir Suriye sürecindeki cephe ve masa arasındaki mesafesizlik de gösterdi ki, Türkiye, masanın tüm tarafları için, güvenlikten bile öncelikli olarak güven aktarımı sağlıyor. Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan doğal, büyük, samimi güven duygusu, masanın tüm tarafları için güvenlik mîmârisinin ilkelerinin şekillendirilebileceği bir iklimi beraberinde getiriyor. Riyad, İslamabad, Kahire ve Ankara’yı, aynı küresel hatta bir araya getiren ölçek de gösteriyor ki, “yeni bir bölgesel şafak uyanıyor.” Liderler, bakanlar, heyetler ve katılımcıların, Antalya’ya henüz geldikleri gece, ADF öncesinde, Hakan Fidan’ın, Hürmüz masasını kuran Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve heyeti ile görüşmesi, “bölgesel şafağın” küresel etkilerinin ilk somut göstergelerinden biri idi. Fidan’ın, ADF konuşmasındaki “bölgesel ülkeler de yeni bir uyanışın şafağındalar. İsrail’in bölgesel tehdit oluşturduğunu biliyorlar.” ifadesini daha anlamlı kılan çağrısı ise her cümlesi kayda değer yol ayrımı manşetleri idi. “Biz alışageldik sistemin kendi yolunda gitmesini beklersek önce bir savaş, sonra bir yıkım göreceğiz. İşi daha karmaşık hale getiren şu: İsrail; Avrupa ve ABD’den müthiş bir destek alıyor. AB kurumsal olarak bir araya gelip kendi gücünü kullanarak, İsrail’in faaliyetlerini kısıtlamak konusunda bir duruş sergilemiyor. Eğer biz alışageldik sistemin kendi yolunda gitmesini beklersek o zaman önce bir savaş göreceğiz sonra yıkım göreceğiz ve insanlık olarak buradan bu kötü deneyimlerden dersler çıkaracağız. Kısmen de olsa ABD, Avrupa’nın güvenlik mimarisinden çekilirse bunun yıkıcı olmamasını sağlamak istiyoruz ve eğer çekilecekse de bunun düzenlenebilir şekilde, yönetilebilir halde yapılmasını istiyoruz. Bunu tartışıyoruz. Orta Doğu’da yaptığımız gibi bölgesel sahiplenmeyi aynı şekilde Avrupa’da da gerçekleştirmemiz gerekiyor.”


“BİZİM ADIMIZA YAPILAN KİRLİ İŞLER”: MÜNİH GÜVENLİK ZİRVESİ

Bu ifade her ne kadar güncel Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile özdeşleşmiş olsa da bu kavramsallaştırma aslında Kanadalı bir gazeteciye ait. Şansölye Merz, 12 gün savaşı olarak bilinen İsrail - İran “savaşının” ilk raundunun tarihi olan Haziran 2025’te, G7 Zirvesi için bulunduğu Kanada’da ZDF televizyonu muhabirinin İsraillilerin “bu kirli işi yapmasının çok cazip olup olmadığını” sorması üzerine, “Kirli iş terimi için size minnettarım. Bu, İsrail’in hepimiz için yaptığı kirli iş. Evet, İsrail’in orada yaptığı kirli iş” açıklamasını yapmış ve kayıtlara böylesi bir küresel kamusal itirafı da dahil etmişti. Merz, sonraki haftalarda gelen eleştirileri yanıtlarken de aynı cephede durmuş, “İsrail’in hepimiz için yaptığı kirli iş, ifadesinin birçok kişi tarafından paylaşılmasından memnun olduğu” kanaatini yinelemişti. Henüz beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’ndan tam 63 yıl önce yola çıkan Münih Güvenlik Zirvesi, Fransa ile birlikte Avrupa Birliği’nin de ana kurucusu - yüklenicisi olma vasfını taşıyan Alman devletinin kurumsal kimliğinin “forum” sahnesi aslında. Çok kısa bir süre önce, Şubat 2026’da düzenlenen ve yaklaşık 250 panelin düzenlendiği Münih Güvenlik Zirvesi, iki temel tartışmaya ev sahipliği yaptı. “Güven Krizi” ve “Yıkım Süreci” gündeminin şekillendirdiği Münih zirvesi sonuç bildirgesi, adeta (ABD’siz) savunmasız, çaresiz, yönsüz ve yoğun iç siyasi çatışmalardan başka bir geleceğin olmadığı yol haritası öneriyordu sadece. Böylesi ahval ve şeraitte, Hakan Fidan’ın yukarda bir kısmını paylaştığım ADF konuşması öncesinde Anadolu Ajansı Editör Masası’ndaki Avrupa ve Türkiye okuması, gelecek 20 yılın toz bulutunu ve yeni şafağını da işaret ediyordu. “Biz, Avrupa’ya, aslında strateji, kavram ve senaryo üretmede çok büyük destekler veriyoruz. Sadece Türkiye’nin gördüğü, bildiği, bazı konularda Türkiye’nin teklif edebileceği hususlar var. Burada aslında hiç de mütevazı olmaya gerek yok. Gerçekten ön açıcı stratejik tekliflerimiz var...” Münih’in toz bulutu arasında, Antalya, dünyaya, güneşi işaret ediyor.

مشاركة:

مقالات ذات صلة

AI
يا هلا! اسألني أي شي 🎤