Küresel ticaretin yeni savaş alanı: Deniz yolları
✨ AI Summary
🔊 جاري الاستماع
Küresel deniz taşımacılığı, son dönemde Hürmüz Boğazı'ndan Panama Kanalı'na, Güney Çin Denizi'nden Karadeniz'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada kuralların yeniden yazıldığı sancılı bir süreçten geçiyor. Uzmanlar, okyanusların on yıllardır hiç bu kadar çalkantılı ve tehlikeli olmadığını vurgularken, bir zamanlar uluslararası anlaşmalarla korunan serbest seyrüsefer düzeninin yerini güç mücadelesine bıraktığını belirtiyor. Dünya ticaretinin yüzde 80'inden fazlasının deniz yoluyla gerçekleşmesi, bu rotalardaki her türlü aksamanın küresel ekonomide devasa maliyetlere ve belirsizliklere yol açmasına neden oluyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, bu yeni dönemin en somut örneği olarak öne çıkıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yaşanan çatışmaların ardından İran'ın geçişleri kısıtlaması, buna karşılık ABD'nin uyguladığı deniz ablukası ve karşılıklı gemi alıkoyma operasyonları, küresel bir enerji krizini tetikleyerek petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Benzer bir güç savaşı Panama Kanalı çevresinde de yaşanıyor. ABD ve bazı Güney Amerika ülkeleri, Çin'i Panama bayraklı gemilere ekonomik baskı uygulamakla suçlarken; Çin tarafı bu iddiaları reddederek ABD'yi bölgenin egemenlik haklarını ihlal etmekle itham ediyor. Denizlerdeki bu istikrarsızlık sadece devletler arası kışkırtmalarla sınırlı kalmıyor. Korsanlık faaliyetlerinin de son beş yılın en yüksek seviyesine ulaşmasıyla birlikte, deniz yolu operatörleri daha fazla yakıt tüketimi, yükselen sigorta primleri ve siyasi nedenlerle yaşanan gecikmelerle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlara göre asıl risk, devletlerin uluslararası boğazlarda kendi kurallarını dayatmaya başlamasıyla deniz trafiğinin evrensel normlardan kopup tamamen siyasi pazarlıkların insafına kalması olarak görülüyor.





