Enerji, gıda ve finans piyasalarında savaş depremi
✨ AI Summary
🔊 جاري الاستماع
Savaşın birinci ayı geride kalırken, jeopolitik risklerin artırdığı enerji maliyetleri enflasyonist baskıları yeniden alevlendirdi, yatırımcıların riskli varlıklardan kaçışını hızlandırdı ve altın fiyatlarında 2008 Küresel Finansal Krizi'nden bu yana en sert düşüşün yaşanmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu'nun (UNCTAD) mart ayı değerlendirmesine göre, küresel enerji ticaretinin şahdamarı konumundaki Hürmüz Boğazı'nda faaliyetler neredeyse durma noktasına geldi. Savaş öncesinde 1-27 Şubat tarihleri arasında günlük ortalama 129 geminin geçtiği boğazda, İran'ın geçişleri sınırlandırmasıyla bu sayı mart ayında yüzde 95 azalarak günlük 6'ya kadar geriledi. 28 Şubat ile 31 Mart tarihleri arasında boğazdan geçişine izin verilen sadece 292 ticari geminin 147'si boş olarak seyrederken, yüklü gemilerin büyük çoğunluğunu ham petrol ve kuru yük gemileri oluşturdu. Bu tıkanıklık küresel tedarik zincirlerine ağır bir darbe vururken, dünya genelinde üretim ve taşıma maliyetlerini rekor seviyelere taşıdı. Navlun maliyetlerindeki artıştan en çok petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıyıcıları etkilendi. UNCTAD, 2025'te yüzde 4,7 seviyesinde olması beklenen küresel mal ticareti büyümesinin, 2026'da yüzde 1,5-2,5 aralığına gerileyeceğini ve küresel ekonomik büyümenin yüzde 2,6'ya yavaşlayacağını öngörüyor. Hürmüz Boğazı'ndaki aksama, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel gıda sistemlerini de tehdit ediyor. Küresel LNG ve petrol ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği rotanın kapanmasıyla, bir ayda Brent petrolün varil fiyatında yüzde 50'ye yakın artış yaşandı. Doğal gaz fiyatlarındaki keskin yükseliş, üre ve amonyak gibi azot bazlı gübrelerin üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekti. Küresel deniz yolu gübre ticaretinin üçte birinin gerçekleştiği ve önemli girdilerin ana üreticisi olan Körfez bölgesindeki aksaklıklar, gübre tedarik sürekliliğini tehlikeye attı. Bu durumun, tarımsal üretimde Körfez ülkelerine yüksek bağımlılığı olan Sudan, Tanzanya, Somali, Pakistan ve Tayland gibi gelişmekte olan ülkeler için ciddi gıda güvenliği riskleri oluşturduğu belirtiliyor. ABD/İsrail-İran Savaşı'na dair taraflardan gelen açıklamalar, petrol fiyatlarının saatlik bazda fiyatlanmasına neden oluyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, "Dünyanın açık ara en büyük ve güçlü ordusu olan ordumuz, İran'da geriye kalanları yok etmeye henüz başlamadı bile. Yeni rejim liderliği neyin yapılması ve hızlı yapılması gerektiğini biliyor." şeklindeki sert sözleri ve sıradaki hedeflerin köprüler ile elektrik santralleri olduğunu açıklaması piyasalardaki gerilimi tırmandırdı. Dün "Kutsal Cuma" tatili nedeniyle küresel piyasalarda işlem hacminin düşük kalmasıyla Brent petrolün varil fiyatı 109,24 dolarda, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili ise 111,54 dolarda sabit seyretti. Piyasaların gözü, ABD'deki yapay zeka kaynaklı iş kayıplarının da yansıyacağı tarım dışı istihdam verisi ile yarın toplanacak olan OPEC+ grubunun kararlarına çevrilmiş durumda. Jeopolitik krizin varlık fiyatları üzerindeki en çarpıcı etkisi kıymetli madenlerde görüldü. Yıla tarihi rekorlarla başlayan altının ons fiyatı, enerji kaynaklı enflasyonist baskıların ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirim ihtimallerini masadan kaldırmasıyla serbest düşüşe geçti. Dolara olan talebin artması ve piyasalardaki likidite ihtiyacıyla birlikte altın, mart ayında yüzde 11,3 değer kaybederek Ekim 2008'den bu yana en sert aylık düşüşünü yaşadı ve ayı 1.113,22 dolardan tamamladı. Aynı dönemde gümüş fiyatlarında da yön tersine döndü ve gümüşün onsu yüzde 19,9 değer kaybıyla 75,1 dolara kadar geriledi. Uzmanlar, savaşın uzaması halinde ticaret ve finansal piyasalardaki aksamaların derinleşerek daha geniş ve zincirleme bir küresel krizi tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Özelikle gelişmekte olan ülke para birimlerindeki zayıflamanın, gıda ve enerji ithalatını daha da pahalı hale getirerek küresel eşitsizliği derinleştirmesinden endişe ediliyor.





