🕐 --:--
-- --
عاجل
⚡ عاجل: كريستيانو رونالدو يُتوّج كأفضل لاعب كرة قدم في العالم ⚡ أخبار عاجلة تتابعونها لحظة بلحظة على خبر ⚡ تابعوا آخر المستجدات والأحداث من حول العالم
⌘K
AI مباشر
402377 مقال 248 مصدر نشط 79 قناة مباشرة 3552 خبر اليوم
آخر تحديث: منذ ثانيتين

Emine Erdoğan: Türk mutfağı en latif kültür elçimiz

العالم
TRT Haber
2026/05/21 - 19:33 501 مشاهدة
Emine Erdoğan, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında İstanbul'da düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programına katıldı. Programda konuşan Erdoğan, İstanbul'un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi. Bu sofrada Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye'nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti. Erdoğan, etkinlik dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına teşekkür ederek, yurt dışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası'nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderdi. "Mutfak, insanlık tarihinin en eski arşivlerinden biridir." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurulan her sofrada bir toplumun inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi satır satır okumak mümkündür. Söz konusu Türk mutfak mirası olduğunda, yüzyıllarla ifade edilen bir medeniyet yürüyüşünden bahsederiz. Türk mutfağının kapısı, Türkistan'dan açılır, göçlerle Anadolu'ya uzanır, oradan Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine Balkanlar'a, Doğu Avrupa'ya, Orta Doğu'ya ve Kuzey Afrika'ya kadar yayılır. Bu tarihsel hat boyunca, farklı kültürler birbirine temas eder, birbirinden öğrenir, birbirini zenginleştirir." Erdoğan, çok kültürlülüğün Türk mutfağının en güçlü ve ayırt edici vasıflarından biri olduğunun altını çizerek, Osmanlı medeniyetine bakıldığında farklı dinlerin, dillerin ve kimliklerin asırlar boyunca bir arada yaşayabildiği barış dolu bir kültür iklimi görüldüğünü, bunun en zarif tezahürlerinden birinin Anadolu mutfağı olduğunu anlattı. Anadolu'da, farklı kökenlerden insanların aynı mahallede kapı komşusu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Haşlanmış buğday taneleri bir evde aşure olurken, yan komşuda 'koliva', karşı komşuda, 'anuşabur' diye pişmiş, birbirine ikram edilmiştir. Şam tatlısı, arnavutciğeri, Tatar böreği, Acem pilavı, Çerkes tavuğu gibi yemekler isimleri değişmeden, sofrada yerini almıştır. Kürt tandır ekmeği, Laz böreği, Boşnak mantısı aynı sofrada buluşmuştur." diye konuştu. Erdoğan, Türk mutfağının hangi reçetesine bakılırsa bakılsın içinde mutlaka farklı kökenden bir parça bulunacağını söyledi. Her kültürün kendi kimliğini koruyarak ortak bir lezzete katkı sunduğunu ifade eden Erdoğan, "Mesela dünyaca ünlü baklavamızın kat kat açılan yufkalarında, Türkistan'dan taşıdığımız hamur işi geleneğinin izleri vardır. Üzerine dökülen şerbet kökleri Romalılara uzanan, daha sonra Arap mutfağında geliştirilen, hamur işine bal şerbet dökme geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten, soframıza asıl tadını, tuzunu veren de işte bu birlikte yaşama kültürü ve birlikten doğan kuvvettir." ifadelerini kullandı. Erdoğan, kaynayan tencerelerin, kültürlerarası etkileşimi ve diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dili olduğunu vurgulayarak, "O nedenle Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan, gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir. Sadece ne yediğimizi değil nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, hangi değerleri baş tacı yaptığımızı da anlatır." dedi. Emine Erdoğan, şöyle devam etti: "Bugün insanlık, farklılıkların çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olduğu bir dünyanın arayışı içinde ön yargılarla çoraklaşan insaniyet toprağını şifalandırmanın, bir arada yaşamayı başarmanın yollarını arıyor. Fakat ne yazık ki çok kültürlülük çoğu zaman, teorik bir kavram olarak kalıyor. Çünkü insanların yaşanmış örneklere, gerçek hayat tecrübelerine ihtiyacı var. Bu anlamda Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum. Çünkü buğdayın ilk kez ekmeğe dönüştüğü bu kadim topraklar insan odaklı bir yaşam tasavvurunu yüzyıllardır sofraya taşımaya devam ediyor." Türklerin mutfağı ve sofrayı bir medeniyet okulu olarak gördüğünü, çünkü sofranın kalpleri birbirine yakınlaştıran, sadakat ve vefanın tecessüm ettiği eşsiz bir buluşma zemini olduğunu dile getiren Erdoğan, eskilerin buna "tuz ekmek hakkı" dediğini söyledi. Erdoğan, tarihte aynı sofraya oturmanın düşmanlıkları bile bitirdiğini anlatan nice anekdotlar olduğunu belirterek, bunu bir örnekle anlattı. Türk mutfağının bir başka büyük gücünün Anadolu'nun dayanışma ruhunu, sofranın manevi malzemesi yapma becerisi olduğunu kaydeden Erdoğan, buna imece kültürü dendiğini ifade etti. Erdoğan, kimi araştırmacıların imece kelimesinin Anadolu'nun dünyaya armağanı olduğunu söylediklerini belirterek, "Çünkü Anadolu'da gönüller birbirine eklenir ve ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkar. Hayatın yükü, omuz omuza veren insanların dayanışmasında kuş tüyü kadar hafifler. Nişan, düğün, sünnet gibi özel günlerde ve cenazelerde komşular hiçbir yardım talebi gelmesini beklemeden bir araya gelir, ev sahibinin işlerini sırtlanırlar. Kadınlar, kışlık hazırlığı, yaprak sarma, ekmek pişirme, ramazan hazırlıkları gibi emek yoğun işleri imece usulü yaparlar." diye konuştu. Bunun en güzel örneklerinden birinin de UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde yer alan "keşkek" olduğunu kaydeden Erdoğan, keşkeğin her aşamasının topluluk emeğiyle gerçekleştirildiğini söyledi. Erdoğan, "Türk mutfağı, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatıdır. Türk mutfağı, Anadolu'nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir. Bize düşen görev ülkemizin gastronomi imajını dünyaca bilinen birkaç yemekle sınırlı olmaktan çıkarıp, 'anlam, kültür ve değer mutfağı' olarak, dünyada hak ettiği konuma taşımaktır." ifadelerini kullandı. Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar'ın, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda gastronomi alanında yer almasının gurur verici olduğunu vurgulayan Erdoğan, "İnanıyoruz ki her şehrimiz dünya gastronomi haritasında güçlü bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahiptir. Yeter ki mutfağımızı doğru bir gastronomi anlatısıyla buluşturalım. Atıksız, israfsız, sürdürülebilir, çevre dostu, sağlıklı ve her beslenme tercihine cevap verebilen yönlerini ön plana çıkaralım. İklim krizinden, yerel kimliklerin korunmasına kadar pek çok küresel mesele için ilham veren bir yaşam modeli olarak sunabilelim." değerlendirmesinde bulundu. Emine Erdoğan, "Bugün dünyada 'yavaş yemek', 'yeşil restoran' gibi yükselişe geçen yaklaşımların, aslında bu topraklarda asırlardır yaşandığını söyleyelim. Büyükannelerimizin tariflerine, mutfak sırlarına, sayfaları sararmış tarif defterlerine sahip çıkalım. Çünkü tüm bunlar bizim büyük hikayemiz." şeklinde konuştu. Programa eşleriyle birlikte katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da birer konuşma yaptı. Programa, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, büyükelçiler, konsoloslar, gazeteciler, sektör temsilcileri, mutfak şefleri, sanatçılar ve sosyal medya fenomenleri katıldı. Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterisiyle başlayan program, Türk ve Osmanlı mutfağı yemeklerinin servis edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Yemekten önce etkinlik alanını gezen Emine Erdoğan "Birikim Mutfaktan", "AnadoludaKİLER", "Bereketli Hilal Sofrası", "Şark Sofrası", "Kardeşlik ve Birlik Sofrası", "Yörük Sofrası", "Karadeniz Sofrası", "Rumeli Sofrası","Sıfır Atık Vakfı" ve "Milli Saraylar Başkanlığı" stantlarını ziyaret etti. "Karadeniz Sofrası" standında tulum ezgileriyle karşılanan Erdoğan, bakır tepsi işleyen Karadenizli bir kadınla sohbet etti. Erdoğan'a stantlarda sarma, Rize simidi, etli çiğ köfte, baklava, börek, keşkek, macun, aşlama gibi yiyecek ve içecekler ikram edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy günün anısına Emine Erdoğan'a gümüş saplı boynuz çatal ve kaşık seti, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır ise misafirin sofraya kattığı berekete bir teşekkür nişanesi olarak anılan "diş kirası" hediye etti. Programın ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Emine Erdoğan, bu yıl beşinci kez "Bir Sofrada Miras" temasıyla kutlanan Türk Mutfağı Haftası açılış programında, büyükelçiler, eşleri ve Türk mutfağına gönül veren kıymetli isimlerle buluşmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti. Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının sosyal medya hesaplarını etiketlediği paylaşımında, şu ifadelere yer verdi: "Türk mutfağı, Anadolu'nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir. Bize düşen görev, ülkemizin gastronomi imajını dünyaca bilinen birkaç yemekle sınırlı olmaktan çıkarıp, 'anlam, kültür ve değer mutfağı' olarak dünyada hak ettiği konuma taşımaktır. El birliğiyle mutfağımızın atıksız, israfsız, sürdürülebilir, çevre dostu, sağlıklı ve her beslenme tercihine cevap verebilen yönlerini ön plana çıkaralım. En mühimi de büyükannelerimizin tariflerine, mutfak sırlarına, sayfaları sararmış tarif defterlerine sahip çıkalım. Çünkü tüm bunlar, bizim büyük hikayemiz. Türk Mutfağı Haftası'nı kutluyor, sofralarımızın bereketinin, muhabbetimizin ve birliğimizin daim olmasını diliyorum. Bu anlamlı programda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."
مشاركة:

مقالات ذات صلة

AI
يا هلا! اسألني أي شي 🎤