Irak’ta başbakan adayı Zeydi: Olası bir hükümette riskler ve fırsatlar
✨ AI Summary
🔊 جاري الاستماع
GÜNDEMDÜNYAEKONOMİSPORANALİZ|AnalizIrak’ta başbakan adayı Zeydi: Olası bir hükümette riskler ve fırsatlar2003 sonrası Irak’ta dominant aktör olan İran’ın beklentilerinin yanı sıra ABD’nin özellikle petrol satışlarından elde edilen gelir üzerindeki baskısı, Zeydi’yi içeride olduğu gibi dışarıda da denge siyaseti izlemeye itecek.Şohan Aydoğan02 Mayıs 2026•Güncelleme: 02 Mayıs 2026İstanbulErbil Selahaddin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Şohan Aydoğan, Irak’ta hükümet kurma görevinin Ali Zeydi’ye verilmesini ve başarılı olması halinde Zeydi’yi bekleyen zorluklar ile fırsatları AA Analiz için kaleme aldı. Irak’ta başbakanlık süreci, ABD-İran dengesi ile Şii partiler arasındaki aylar süren rekabetin ardından, uzlaşı adayı olarak öne çıkan 40 yaşındaki bankacı ve televizyon sahibi iş insanı Ali Zeydi’yi gündeme taşıdı. Siyasi geçmişi, partisi, kitlesi ve milis gücü bulunmayan Zeydi, sokağın değil, iç ve dış dengelerin belirlediği bir isim olarak öne çıkıyor. Kasım 2025 seçimleri sonrası meclisteki en büyük grup olan Şii Koordinasyon Çerçevesi'nin Zeydi’yi adayı olarak seçmesi ve Cumhurbaşkanı Nizar Amedi’nin de 27 Nisan'da Zeydi'yi yeni hükümeti kurmakla görevlendirmesi, başbakan adaylığı tartışmalarını yeni bir eşiğe taşıdı. Hükümeti kurmakta başarılı olması durumunda Zeydi'yi, ABD/İsrail’in İran’la savaşının ikinci sahası haline gelen Irak’ta Washington-Tahran dengesi, ekonomik kriz, milis grupların varlığı, Körfezle ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'yle (IKBY) bozulan ilişkiler gibi bir dizi zorlu gündem bekliyor. Anayasal takvim gereği 30 gün içinde kabinesini oluşturarak meclisten güvenoyu alması gereken Zeydi, ABD’nin 2003’teki işgali sonrası Irak’ta kurulan ABD-İran dengesi ve etnik-dini gruplar arası görev paylaşımı düzenini belki de en iyi tanımlayan aday oldu. ABD işgali sonrası ülkede temsili koltuk Cumhurbaşkanlığının Kürtlere, Meclis Başkanlığının Sünnilere ve en belirleyici pozisyon olan Başbakanlığın Şiilere verildiği bir sistem oluştu. Devrik lider Saddam Hüseyin sonrası ABD ve İran rekabetine sahne olan ülkede başbakanların geleneksel olarak bu iki gücün dengesinin yanı sıra esas olarak Şii grupların onayı ve dolaylı olarak da Kürtler ve Sünnilerin desteğini alması bekleniyor. İran’a yakın eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin, yeniden başbakan olmasına ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen veto ve Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin de ikinci bir dönem için yeterli desteği alamaması Şii Koordinasyon Çerçevesinde aylar süren anlaşmazlığa yol açtı. Şii çatı oluşumu içinde İran’a yakın grupların yanı sıra ABD ile ilişkiler ve dış politika konularında farklı tutumlara sahip partilerin, adaylığı konuşulan birçok ismin ardından pek de tanınmayan Zeydi’nin üzerinde anlaşması, başbakanlık koltuğuna oturması beklenen genç iş insanını zorunlu uzlaşı adayı olarak öne çıkardı. Trump’la telefon görüşmesinde adaylığına destek alan Zeydi’nin Kürt ve Sünni partilerden de genel olarak aldığı destek adaylığını güçlendiriyor. Ancak Zeydi’nin kabineyi kurmak ve güven oyu almakta başarısız olması halinde, Şii gruplar hükümet kurulum takvimi sınırları dahilinde yeni bir uzlaşı adayı çıkarmak için zaman kazanmış da olacak. Zeydi’nin hükümeti kurmakta başarılı olması halinde, sokağın değil siyasi elitlerin ve ABD-İran dengesinin bir sonucu olarak göreve gelecek olması nedeniyle gerçek bir değişim değil, Sudani’nin döneminden daha ağır şartlar altında mevcut politikayı devam ettirmeye çalışacağı değerlendirilebilir. Haşdi Şabi ve hükümet çevreleriyle olan iş ilişkileriyle bilinen Zeydi, Mecliste bir siyasi partisi, destek aldığı bir halk kitlesi ya da milis grubu olmaması nedeniyle ülkede bir değişim yaratacak bağımsız bir yoldan ziyade kendisini seçen Şii grupların önceliklerine göre hareket etmek zorunda. 2003 sonrası Irak’ta dominant aktör olan İran’ın beklentilerinin yanı sıra ABD’nin özellikle petrol satışlarından elde edilen gelir üzerindeki baskısı, Zeydi’yi içeride olduğu gibi dışarıda da denge siyasi izlemeye itecek. ABD'nin finansal baskısı, memur maaşlarından hükümet programının uygulanmasına kadar geniş bir mali yelpazede olumsuz sonuçlar doğuracak etkiye sahip. ABD’nin Irak’taki İran destekli milis grupların silahsızlandırılması beklentisi İran ile savaş sonrası daha da artarken, bu grupların Körfez ülkelerine saldırıları ise Bağdat’ı Arap başkentleriyle ilişkileri onarma ihtiyacına sevk edecek. Savaşla birlikte Hürmüz Boğazı’nın kapanması ise ülke ekonomisinin ana dayanağı olan petrol ihracatını etkileyerek ekonomik zorluklar oluşturuyor. Şüphesiz, Trump’ın beklentisinin aksine İran’da rejimin yıkılmadığı gerçeği ise Irak’ta Tahran etkisinin devamına işaret ediyor. Bu durum kabineden kurumların müdürlüklerine ve milis gruplarının geleceği tartışmalarına yansımaya devam edecek. ABD ve İsrail’in İran’la savaşının sürmesi halinde, milis grupların IKBY ve Körfez’e yönelik saldırıları ile ABD’nin ülke içindeki hava operasyonlarının devam etmesi, egemenlik ihlalleri ve silahlı grupların kontrol altına alınamaması nedeniyle Zeydi’nin otoritesinin daha başlangıçta sarsıldığı bir sürece zemin hazırlayabilir. Zeydi’nin savaşın daha da kızışması halinde dışarıda Körfez’le ilişkilerin tıkanabileceği, ABD-İran baskısını daha yoğun hissedeceği ve petrol gelirlerinin düşmesi nedeniyle ekonomik olarak daha derin bir kriz süreciyle karşı karşıya kalması muhtemel. Zeydi’nin hükümeti kurabilmesi halinde IKBY ile bütçe, petrol gelirleri, maaşlar ve milis grupların Erbil başta olmak üzere IKBY’ye yönelik saldırılarının durdurulması dosyası Bağdat-Erbil ilişkilerini zorlamaya devam edecek. Dolayısıyla Zeydi, adaylığını belirleyen faktörler üzerinde bugüne kadarki başbakanlara kıyasla belki de en düşük hareket alanına sahip. Bu noktada Zeydi'nin kaderini büyük ölçüde ABD/İsrail-İran Savaşı'nın devam edip etmeyeceği belirleyecek. Sudani döneminde Türkiye ile terör örgütü PKK’nın ülkedeki etkisinin sınırlandırılmasında uzlaşı ve karşılıklı refah ve ekonomik çıkar sağlayacak Kalkınma Yolu Projesi'nin yürütülmesinin yanı sıra çok sayıda üst düzey diplomatik ziyaretler ve temaslarla yakın ilişkiler geliştirildi. Halihazırda Türkiye Zeydi'yi de tebrik ederek, Irak'taki sürece desteğini ifade etmiş oldu. ABD/İsrail-İran Savaşı nedeniyle 2003'ten sonra iç ve dış politikada en zorlu dönemlerinden birini tecrübe eden Irak’ta Zeydi’nin de bölgesel çatışma ve kutuplaşma ekseninde hareket etmeyen, tam tersi sorunlara bölgesel çözümler arayan Ankara ile ilişkilere daha fazla önem vermesi bekleniyor. Ankara, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sonlandırılması ve ABD-İran arasında ateşkes sağlanması gibi küresel ve bölgesel istikrar sağlayacak politikalar izlerken, Irak’ta da Şii, Sünni, Kürtler ve Türkmenler arasında etnik ve dini ayrım gözetmeksizin tüm gruplarla ilişkilerin geliştirilmesi noktasında bir ivme yakaladı. Geleneksel olarak İran’a yakın olduğu değerlendirilen Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) Kerkük’te Türkmen bir valinin seçilmesine destek vererek Ankara’yı memnun eden adımı, esasında Irak sahasında hem Ankara’nın bu politikasının başarısı hem de Türkiye’nin bu ülkede vazgeçilmez bir aktör olduğunun göstergesi. Zira Türkiye’nin Trump ile iyi ilişkilere sahip NATO üyesi bir ülke olmasına rağmen mevcut savaştaki tarafsız tutumu, İran ve bağlantılı Iraklı gruplar için Ankara ile ilişkileri mevcut baskıyı dengeleme ve "uluslararası sisteme entegre olmada" önemli bir faktör haline getiriyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kapanma ve enerji ihracatında yaşanan zorluklar da savaşın bölgede hemen her ülkeyi etkilediği bir ortamda Ankara’yı Irak için güvenli bir ortak olarak öne çıkartıyor. Bu bağlamda, Irak’ta başbakanlık görevini üstlenmesi beklenen Zeydi’nin de içeride ve dışarıda karşı karşıya kalacağı baskı ortamında, Türkiye ile ilişkilerine kurumsal ve stratejik bir düzeyde ihtiyaç duyacağı kesin. [Dr. Şohan Aydoğan (Dr. Shokhan Sherzad Qader), Türk/Iraklı akademisyen ve araştırmacıdır. Erbil Selahaddin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisidir.] * Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir. Küresel Sumud FilosuABD/İsrail-İran SavaşıHürmüz BoğazıCANLIUlaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Mersin’de “Çeşmeli-Erdemli-Silifke-Taşucu Otoyolu Projesi Çeşmeli-Kızkalesi Kesimi İnceleme Programı”nda konuşuyor. $RS("S:1d","P:1d")EDITIONTürkçeEnglishBHSCPусскийFrançaisالعربيةKurdîکوردیShqipفارسیмакедонскиBahasa IndonesiaEspañol$RS("S:1e","P:1e")$RC("B:b","S:b")Haberi PaylaşAnadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.





